Eğer aktif bir cinsel yaşantınız varsa, düzenli olarak test yaptırmak, olası bir HIV tanısını erken dönemde alarak tedaviye başlamanızı sağlayacaktır. Ancak kendinize olan güveniniz ve size bir şey olmayacağını düşünmeniz, en başta tanıyı geç aldığınız için size zarar verebilir ya da hiç beklemediğiniz anda başka bir sağlık sorunu ile mücadele ederken sürpriz bir şekilde hayatınıza girebilir.

Yaşam, içinde barındırdığı pek çok olay ve olgu ile bir bütündür. Tüm bu olay ve olgu örüntüsü içerisinde, kendi yöntemlerimiz ışığında yaşamı deneyimler ve bir nevi düşe kalka öğreniriz.

Klinik Plus Dergisi’nde HIV ile yaşayanların deneyimlerinden bahsettiğimiz Özne Plus yazı serisinde bu ay Yaman’la gerçekleştirdiğimiz röportaja yer veriyoruz. Babasının rahatsızlığı nedeniyle ihtiyaç duyulan kan için, kan verme öncesinde yapılan tetkiklerle HIV ile yaşadığını öğrenen Yaman, öncesi ve sonrasında yaşadıklarına dair özel paylaşımlarda bulundu. Röportaja başlamadan, özneye ait tüm tanımlayıcı bilgilerin olası hak ihlallerini önlemek amacıyla değiştirilmiş olduğunun altını bir kez daha çizmek isteriz. İyi okumalar…

Yaman, merhaba. Öncelikle, Özne Plus yazı serisine röportaj vermeyi kabul ettiğin için çok teşekkürler. Sen aslında bize bir mektup göndermiş ve kendinden bahsedip, dergide yayınlanmasını istemiştin…

Asıl ben teşekkür ederim. Yazı serisini okudukça kendimi daha güçlü hissediyorum ve bir sonraki yazıyı da hep merakla bekliyorum.

Böyle bir etki yaratmış olması bizler için de çok memnuniyet verici. Hızlıca senin hikayene geçmek istiyorum. Aslında sen alana çok da yabancı olan biri değilsin...

Evet. Zamanında, yıllar önce öğrenciyken Pozitif Yaşam Derneği’nin farkındalık çalışmalarına destek olmuştum. Yıllar geçti, Kırmızı Kurdele İstanbul’un çeviri ekibinde yer alarak onların literatür çevirilerine destek olmuştum. Yani teorik anlamda HIV nedir ne değildir, iyi biliyorum. Ya da bildiğimi sanıyordum.

Süreç, farklı bir konu vasıtasıyla gündeme geldi diye biliyorum…
Evet. Her şey babamın ani hastalığı sürecinde başladı. Geçirdiği beyin kanaması sonrası ameliyatı başarılı geçti. Yoğun bakım ve normal yatış derken babam taburcu oldu. Ancak kısa bir süre sonra bir gün annemin telefonuyla süreç yine eskiye döndü. Babam evde istirahatteyken kendi kendine tuvalete gitmeye kalkışıyor ve başı dönüp düşüyor. Hemen ambulans çağırıyorlar ve hastaneye gidiyorlar. Ben de direkt hastaneye gittim.

Doktoru ile görüştük. Hemen tetkik yapmışlar. Durumumun kritik olduğunu ve acilen ameliyata alınması gerektiğini söylediler. Ameliyat için taze kana ihtiyaç olduğu söylendi. Benim babamla kan grubum aynı olduğu için ben kan vermek istedim. Bana bir dizi test ve kan verme öncesi sorgulamalar yapıldı. Kan verdim ve birkaç saat sonra bir dizi yeni test için tekrar kan vermem istendi. Tabi bu arada bana hiçbir şekilde renk vermiyorlar. Ben her şeyin babam için vereceğim kan ile alakalı olduğunu düşündüm. Çünkü kendimle ilgili hiçbir şüphem yoktu.

Ama işler pek de tahmin ettiğin gibi gitmedi sanırım…
Evet, ne yazık ki öyle! Ben durum hakkında soru sorduğumda, laboratuvardaki görevli, bazı testlerin sonuçlarından tam emin olamadıklarını, bazen makinelerin yetersiz kan materyali nedeniyle sonuçları net bir şekilde çıkarmadığını, bir hastaya taze kan vereceğim için sonuçların mutlaka net olması gerektiğini, endişelenmem gereken bir şey olmadığını söylediler.

Ben kendimden o kadar eminim ki, aklımda sıfır HIV şüphesi var. Zaten babam nedeniyle kafam karmakarışık ve üzgünüm. Dolayısıyla kendimi hiç düşünmedim bile. Ek olarak uzun bir süredir aktif bir cinsel hayatım olmadığı için, olasılıklar hiç ama hiç kafamda yoktu!

Daha önce sürecini özetlerken, HIV için tekrar test yapıldığını anladım dediğini hatırlıyorum.
Yani, o şöyle oldu. Ben tekrar kan verirken, tek tüple kan alındı. Görevli bana kendince neden kan alındığını anlatmaya çalışırken ben bilgisayar ekranında “anti-HIV” yazısını ve yanındaki kırmızı işareti gördüm. Biraz zorlayınca, bazen testlerin yalancı pozitif çıkabildiğini bu sebeple tekrar test yapılmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Tabi benim o anda kafam bayağı karıştı. Tanı almadan yaklaşık 5-6 yıl önce çok ağır bir grip geçirirken başıma benzeri bir şey gelmişti. Ancak tekrar eden testler negatif çıkınca konuyu kapatmıştım. Yine böyle bir şey olabileceğini düşünüp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Kafamı çok kurcalayan şey ise, daha öncesinde olduğundan farklı olarak bu sefer grip değildim. Aksine çakı gibiydim!

Peki sonrasında süreç nasıl ilerledi?

Kan verdikten sonra ben laboratuvar hekimi ile görüşmek istedim. Kendimden ve babamın durumundan bahsettim. Olası pozitiflik durumunda neler olduğunu, doğrulama süreçleri vs. her şeyden bahsettim. Ancak her şeyden daha önemli olan konu, babamın durumuydu ve ben babama kan veremeyecektim. Laboratuvar ekibi durumu gayet net anlayarak bana destek oldu. “Babanıza kan verebilecek yeterlilikte olmadığınızı güzelce izah ederiz, konu kapanır endişelenmeyin” dediler ve öyle de yaptılar. Hızlıca kan verecek donör aramaya başladık.

Geçen süre içerisinde babam yeniden ameliyat oldu ve taburcu oldu. 13-14 gün gibi bir süre geçmişti ki beni hastaneden aradılar ve hekimin görüşmek istediğini söylediler. Telefona hastanenin Enfeksiyon Hastalıkları hekimi bağlandı. Hal hatır sormalar, psikolojimi yoklamalar falan… O sırada ben bir terslik olduğunu anladım tabi! Çünkü doktor beni mental olarak hazırlamaya çalıştı.

Baktım hal hatır faslı uzayacak, “Hocam ben bilinçli biriyim. HIV hakkında da yeterli bilgiye sahibim, rahatlıkla benimle konuşabilirsiniz” deyince kadının ses tonu daha bir ciddileşti ve doğrulama sonucumun pozitif geldiğini söyledi. Ardından hızlıca tedavi süreçlerini anlattı vs…

İnsan her şeyi bilse de HIV’in kitabını yazmış dahi olsa, o “pozitif” tanıyı almanız çok başka bir şeymiş. Bir süre donup kaldığımı ve sonrasında kendi kendime “artık HIV pozitifsin” dediğimi hatırlıyorum.

Evet, genel olarak danışanlarımızdan benzeri dönüşler alıyoruz. Bilgi ile deneyim arasında ciddi bir fark oluyor. 

Kesinlikle öyle. İki yakın arkadaşım yıllar önce tanı aldığında yanlarındaydım. Hatta ilk tanı alan arkadaşımın tüm süreçlerinde ona eşlik etmiştim. Tüm bilgileri o dönemde öğrenmiştim. Alanda görev yapan sizin gibi derneklere gönüllü destek olduğum zamanlarda, konu hakkında daha detaylı bilgi edinme fırsatım da olmuştu.

Mesela arkadaşlarımdan biri ilk tanı aldığında yaşadığı psikolojik travmayı, eve kapanması eğilimini, en ufacık bir tartışmamızı hastalığına bağlayıp ondan uzaklaşmak için bahane ürettiğimi söylemesi gibi tüm psikolojik olasılıkları da deneyimlemiş bir insan olmama rağmen…

Röportajın başında söylediğim gibi, insan kendi başına geldiğinde gerçekten zorlanıyormuş. Şok oluyorsun! Bu kadar bilinçli olduğunu düşündüğüm ben, sudan çıkmış balığa döndüm. Ne yapacağımı gerçekten bilmiyordum. Bir süre kendimi sakinleştirdikten sonra hızlıca Kırmızı Kurdele İstanbul’a ulaştım. Onların yönlendirmeleri ile Enfeksiyon Hastalıkları doktorundan randevu alarak ilk sürece başladım. Kan örnekleri, filmler derken ilk süreç hastaneye git gelin biraz fazla olduğu bir dönem oluyor.

Sonra sizden görüşme talebinde bulunmuştum ve siz de hızlıca beni davet ederek destek olmuştunuz. Tabi bu süreçte kabullenmeye de başlıyor insan. Doktorum da bana tüm süreci açıklıkla anlatarak aslında bir anlamda tanımı kabul etmeme destek olmuştu. Çünkü artık bir hastalık tanısı konulmuştu ve hayatıma nasıl devam edeceğim açık ve netti. Belirsizlik çok zor şey!

Tedaviye başladıktan sonra neler yaşadın?
İlk doktor ziyaretimde bir dizi kan verdim. Sonuçlar 10 gün kadar sonra çıktı. Ancak doktorum bana hemen ilaç yazdı ve başlamamı istedi. Günde tek doz ilaç tedavisine başladım. Tedavi herhangi bir yan etkiye neden olmadı. İlk ayın sonunda tekrar kan vermeye gittim. Doktor sonuçları çok beğendiğini, her şeyin gayet olması gerektiği gibi olduğunu söyledi. Zaten bir sonraki kan verdiğim de, yani ilk üç aylık dönemin sonunda da viral yüküm belirlenemeyen seviyeye gelmişti. Şu anda da her şey yolunda. Tanı alalı bir yılı geçti ve hayatıma kaldığı yerden devam ediyorum. İlaçları bile telefonumun alarmı çalmadan, otomatik alıyorum. Zihnim duruma kendiliğinden adapte oldu.

Çok sevindim her şeyin yolunda gitmesine. Yavaş yavaş röportajımızı sonlandırmak istiyorum. Varsa son değerlendirmelerini almak isterim…

Öncelikle bana hikayemi anlatma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizin aracılığınızla ne kadar çok kişiye yeni bir olasılık hakkında bilgi iletebilirsek o kadar faydalı diye düşünüyorum. Çünkü ne kadar korunuyor da olsak bazen yaşanan anın coşkusu ile korunmaktan kaçınabiliyoruz. İşte o kaçındığınız anda, piyango size vurabiliyor. O nedenle eğer aktif bir cinsel yaşantınız varsa, ne olduğundan bağımsız olarak, ister korunun ister korunmayın, dönem dönem lütfen test yaptırın. HIV’den korkmayın. Aksine hastalığı bilmeden yaşamak, bilerek tedavi olmaktan daha kötü! Ben şans eseri, babamın hastalığı olmasaydı daha geç öğrenecektim ve belki daha geri dönülemez farklı bir sağlık sorunu ile mücadele edecektim. O sebeple mutlaka ama mutlaka dönem dönem test yaptırarak kendinizi kontrol edin… Ne olur, ne olmaz!

+++

Yaman’ın bizlerle paylaştığı tanı alma sürecinde ön plana çıkan, en önemli şey test! Nasıl bir yaşamı tercih ettiğiniz ya da nelerle mücadele ettiğinizden bağımsız olarak eğer aktif bir cinsel yaşamınız varsa, mutlaka düzenli olarak test yaptırmanız gerekiyor. Bu hem sizin, hem de sevdikleriniz için çok önemli!

Yağmur ŞENOĞUZ

Pozitif Yaşam Derneği

Destek Merkezi Koordinatörü