HIV/AIDS pandemisinde öğrendiğimiz gibi, belirli toplulukları suçlayan damgalayıcı dil, salgına tepkiyi zayıflatır ve tedaviye ihtiyacı olanların onu arama cesaretini kırar. Bu yazı Maymun Çiçeği Hastalığına karşı ge- liştirilen ayrımcı ve damgalayıcı dile dikkat çekmek üzere yazılmıştır.

HIV enfeksiyonu 1981 yılında ilk kez erkeklerle seks yapan erkekler arasında tanımlandıktan bir süre sonra Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) HIV pandemisi ilan etmişti. Seneler içinde geliştirilen tedaviler sayesinde HIV enfeksiyonu ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp, kronik hastalıklar listesinde yerini aldı. Sadece geliştirilen tedaviler değil, HIV ile yaşayan kişilerin tanı alması ve tedaviye ulaşabilmesi için geliştirilen stratejiler de elbette buna katkı sağladı. 2021 yılı sonu itibariyle, DSÖ dünyada 38.4 milyon, T.C. Sağlık Bakanlığı da ülkemizde 30.293 HIV ile yaşayan kişi olduğunu bildirdi. Her ne kadar COVID-19 pandemisinin tanı ve tedaviye erişimde yaşattığı güçlükler söz konusu olsa da, 40 yıldan fazla bir süredir tüm dünyanın mücadele ettiği HIV pandemisine yönelik atılan adımlar da hız kesmeden devam ediyor.

COVID-19 pandemisine bağlı hasta ve ölüm sayılarının azaldığı, geçtiğimiz yakın bir dönemde DSÖ, HIV ile mücadelede izleyecekleri 2022-2030 küresel hedef ve stratejilerini açıkladı. Tanı ve tedaviye erişim imkanlarının önemine vurgu yapılan hedefler içerisinde, en göz çarpan detaylardan biri de damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalmayı %10’un altına indirmek de bulunmaktadır.

Konu buraya nasıl mı geldi?

Şöyle özetleyelim: Bir yanda DSÖ, damgalanma ve ayrımcılıkla mücadele için yeni stratejiler geliştirmeye çalışırken, diğer bir yanda damgalama ve ayrımcılığı körükleyebilecek yeni bir salgın kapımızı çaldı. Adı “maymun çiçeği virüsü hastalığı” olan bu yeni salgında ise DSÖ, erkeklerle seks yapan erkeklerin (MSM) önemli bir risk grubu olduğunu, vakalar arasında HIV ile yaşayan bireylerin sayısının fazla olduğunu belirti. Yani, damgalama ve ayrımcılıktan henüz yeterince nasibini almamış insanlığın, ön yargı ile mücadele sınavında ikinci versiyon turu başlamış oldu!

Peki nedir bu maymun çiçeği?

Maymun çiçeği hastalığı ilk kez 1970 yılında insanlarda tanımlanmış, Batı ve Orta Afrika’da kırsal alanda yaşayan ve sincap, sıçan, fare, maymun gibi küçük orman hayvanları ile temaslı kişilerde görüldüğü bildirilen zoonotik bir viral enfeksiyondur.

Maymun çiçeği hastalığı, çiçek hastalığına benzeyen, fakat daha hafif seyirli seyreden bir hastalıktır. Bir zoonoz, yani hayvandan insana bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmekteyken, son salgında insandan insana bulaşma ön plana çıkmıştır. Vücut sıvıları, cilt veya mukozalardaki lezyonlara temas, havadan damlacık yolu veya virüs bulaşmış nesnelere temas ile bulaşabilen maymun çiçeği virüsü, aynı zamanda cinsel yolla bulaştığı da belirtilmiş, bu bulaş şeklinin ise cinsel ilişki sırasındaki yakın ve sürekli cilt teması ile olduğu düşünülmektedir. Her ne kadar menide maymun çiçeği virüsü görülmüş olsa da, henüz meni yada vajinal sıvılar yoluyla bulaşıp bulaşmadığı bilinmemektedir. Temastan sonra 5-21 gün içinde hastalığa bağlı bulguların görüldüğü hastalığın yaygın belirtileri arasında ateş, lenf bezlerinde şişlik, baş ağrısı, kas ağrısı, yorgunluk ve ateşten birkaç gün sonra görülen ciltte döküntüler yer almaktadır. 2- 4 hafta süren ve genellikle yüz, kollar ve bacaklarda görülen döküntüler ciltte hafif kabarıklık olarak başlar, veziküle (içi berrak sıvı dolu kabarıklık) ve püstüle (içi irin dolu kabarıklık) hale döner ve kabuk tutarak iyileşir. Ciltte lezyonların olduğu bu süre içinde kişi bulaştırıcıdır. Hastalığın semptom olmadan geçirilip geçirilmediği ise henüz bilinmemektedir. Özel bir tedavisi olmayan ve genelde kendiliğinden düzelen hastalıkta güncel bilinen ölüm oranı %0-11 arasında değişmektedir. Bazı ülkelerde yüksek risk gruplarına aşılama yapılmaktadır, ancak henüz toplum aşılaması önerilmemektedir.

Tedavisinin olmaması korunma önlemlerini ön plana çıkarmaktadır. Korunma önlemleri için cilt lezyonlarının tanınması ve kişinin izole edilmesi gerekmektedir. Korunmada maymun çiçeği virüsü ile enfekte olan kişiyle yakın temastan kaçınmak, virüs bulaştığı düşünülen eşyaların ve ortamın dezenfekte edilmesi önerilir. Eğer kişi kendi maymun çiçeği ile enfekte olmuşsa, cilt lezyonları kaybolana kadar kendini izole etmelidir ve cinsel yolla yayılımı bilinmediğinden iyileştikten sonra 12 haftaya kadar prezervatif kullanılması da öneriler arasında yer almaktadır.

Peki rakamlarla güncel durum nedir?

Mayıs 2022’de, endemik olmayan bölgelerde maymun çiçeği hastalığının görülmesi ve yeni bulaşma yolları ile dünyada hızlıca yayılması nedeniyle Temmuz 2022’de DSÖ bu salgını uluslararası önemi haiz bir halk sağlığı acil durumu ilan etti. 18 Ağustos 2022’ye kadar 94 ülkeden 39.110 doğrulanmış vaka ve 12 ölüm olduğunu bildiren DSÖ, risk değerlendirmesinde “küresel risk” orta kabul ederken, Avrupa bölgesi ise yüksek risk sınıfında yer yerini aldı. Türkiye’de ise durum, yukarıdaki tabloya göre çok stabil… 30.06.2022’de bildirilen ilk vakadan sonra 02.08.2022 tarihi itibariyle toplam vaka sayısının 5 olduğunu açıklayan T.C. Sağlık Bakanlığı ise ülkemizde hiç ölüm görülmediğini açıkladı.

HIV ile yaşayan kişiler risk altında mı?

Son dönemde kayıt altına alınan vakaların profiline bakıldığında, vakaların %98.5’i erkek olup, ortalama yaşın 36 olduğu görülmüştür. %76.5’inin 18-44 yaş arası erkeklerin oluşturduğu vakalar arasında cinsel yönelim bilgisi veren vakaların %96.9’u, cinsel yönelimini gay, biseksüel ve MSM olarak tanımlamıştır. Aynı grup içerisinde HIV statüsü hakkında bilgi veren vakaların da %41’inin HIV ile yaşan bireylerin oluşturduğu anlaşılmıştır. Bulaşma yolu olarak %91.2 oranında cinsel ilişki, maruz kalınan ortam olarak da %60.8’inin cinsel temasın yaşandığı parti ortamı olduğu bildirilmiştir. DSÖ Afrika dışındaki ülkelerde gey, biseksüel ve MSM veya birden fazla partnerle yakın zamanda cinsel ilişkiye girdiğini bildiren erkeklerin salgından etkilendiğini bildirmiştir.

Vaka profiline daha detaylı baktığımızda ise, vakaların yarısının cinsel yönelim bilgisi ve %45’inin HIV statüsü hakkında bilgi paylaştığını, %37.3’ünün bulaş yolu ve %20.ünün maruz kalınan ortam hakkında bilgi verdiğini görüyoruz. Yani aslında bilinmeyenler, bilinenlerden daha fazla! Yine de veriler ışığında birden fazla partnerle tek seferlik ilişki yaşayanların da risk grubunda olduğunu söyleyebiliriz.

Peki ne yapabiliriz?

Bu bilgiler, halk sağlığı sistemlerinin müdahale edebileceği risk altındaki grupları belirleyebilmesi açısından olumludur. Ama aynı zamanda, bu popülasyonları damgalama ve ayrıştırma riskini taşırken, toplumda ki diğer gruplara da rahatlık verip hastalığa karşı korunmasız bırakabilir.

HIV/AIDS pandemisinde öğrendiğimiz gibi, belirli toplulukları suçlayan damgalayıcı dil, salgına tepkiyi zayıflatır ve tedaviye ihtiyacı olanların onu arama esaretini kırar.

Bir salgını kontrol altına almak, enfekte bireylerin öne çıkabilmeleri, bakım alabilmeleri, yakın temaslıların takibi, teşhisi ve izolasyonu ile mümkün olur. Damgalama ve ayrımcılık salgın yönetimini son derece olumsuz etkileyecek en önemli unsurlardan birisidir.

Maymun çiçeği hastalığı dünyada giderek yayılmaktadır ve önümüzdeki günlerde ülkemiz için de sorun teşkil edebilecek bir halk sağlığı problemi olarak da karşımızda durmaktadır. Bizler de işbirlikçiler olarak, doğru salgın yönetimi için, 1980’li yıllarda AIDS krizinde alınan derslerin rehberliğinde, damgalama ve ayrımcılığın sekteye uğratmasına imkan vermeyecek şekilde yol haritamızı belirlemeliyiz.

Unutulmamalıdır ki salgın bir grubu etkilemez, tüm toplumu tehdit eder.

Uz.Dr.Esra ZERDALİ

İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastahanesi

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji